Edip Akbayram – Sen Benden Gittin Gideli

Öyle ağırım ki kendime
Sen benden gittin gideli
Tenim küs olmuş tenime
Sen benden gittin gideli
Öyle bıkmışım ki kendimden
Kurudum düştüm dalımdan
Sanki ruhum çıktı canımdan
Sen benden gittin gideli
Bir cefam var idi bin oldu
Aktı gözüm yaşı sel oldu
Yaz baharım döndü kış oldu
Sen benden gittin gideli

 

 

 

14 Yanıt to “Edip Akbayram – Sen Benden Gittin Gideli”

  1. Ellerine saglik ablacanim.cok cix bir sarki.paylasimin icin tesekkurler

  2. cemre Says:

    Teşekkür ederim kardeşcanim evet çok severek dinlediğim şarkı.Günaydın🙂

  3. ……………….

  4. yorumum yıne yenıden denetımde ama olsunn noproblemm… sizleri cok özledim çok..

  5. …….

  6. cemre Says:

    Ne vefasiziz dimi yorum yapmak için nerdennnasıl gircegimi unuttum🙂

  7. cemre Says:

    Üç Altın Nasihat…
    Eski zamanların birinde, bir adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiş ve yıllarca çalışmış.
    Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiş ve
    evinin yolunu tutmuş. Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş.
    Yolda yürürken köşe başında birisi;

    “Bir nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe” diye bağırıyormuş.

    Adam düşünmüş: ‘Nasıl olur, bir nasihati bin akçeye satarlar, ben yıllarca çalıştım ve sadece 3000
    akçe biriktirdim’

    Bu ise pek aklı ermemiş ama merak iste. Duramamış ve adama bin akçe vererek o nasihati satın
    almış.

    Nasihat ” Kaderde Ne Var İse O Çıkar” imiş.

    Ve adam yoluna devam etmiş… İleride yine köşe başında başka bir adam bağırıyormuş “bir nasihat
    bin akçe” diye. Adam yine dayanamamış bin akçe de o adama vermiş ve ikinci nasihati da satın almış.

    İkinci nasihat da: “Gönül Kimi Severse Güzel Odur” imiş.

    Son kalan bin akçesi ile de yoluna devam etmiş. Tam şehrin çıkışında yine köşe başında bir adam bir
    nasihati bin akçeye satıyor. Adam bir parasına bakmış, bir de nasihati satan sahsa, dayanamamış ve
    kalan son akçesiyle de o nasihati satın almış.

    Son nasihatte: “Hiçbir İş Aceleye Gelmez’ “. imiş.

    Parasız yoluna devam etmiş. Şehrin çıkışında büyük bir topluluk ile karşılaşmış . Topluluk telaş
    içindeymiş. Yaklaşmış ve oradakilerden birine neler olduğunu sormuş.

    Oradan birisi açıklamış, demiş ki :

    “Burada şehrin tüm su ihtiyacını karşılayan bir kuyu var, ama kuyunun içinde de canavar var. Canavar
    suyu tutmuş, göndermiyor. Aşağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı. Simdi herkes korkuyor aşağı
    inmeye”
    Adam düşünmüş ve ilk satın aldığı nasihat aklına gelmiş. “Kaderde ne var ise o çıkar”. Aşağı inmeye
    karar vermiş.

    İnince canavar hemen yakalamış ve yerine götürmüş. Demiş ki:

    “Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eğer sen bilirsen seni serbest bırakırım.”

    Bir dizine dünya güzeli bir kadın, diğer dizine de kurbağa koymuş ve “söyle bakalım hangisi güzel?”
    demiş.

    Adam düşünürken aklına ikinci aldığı nasihat gelmiş ve
    “Gönül kimi severse güzel odur” demiş.

    Bu cevap canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar, kurbağanın gözlerine asıkmış. Adamı salmış ve
    suyu bırakmış. Almışlar krala götürmüşler ve ağırlığınca altın vermişler. Adam yoluna devam etmiş ve
    nihayet evine varmış. Uzun yıllardır görmediği karısını göreceği için çok heyecanlıymış. Evinin
    camından içeri bakmış. Bir de ne görsün; karısı genç biri ile diz dize oturuyor. Hemen kılıcını çekmiş ve
    tam içeri girerken üçüncü nasihat aklına gelmiş “Hiç bir iş aceleye gelmez”. Kılıcını kınına koymuş ve
    içeri girmiş.

    Hoş beşten sonra karısına o genci sormuş.

    Kadın da:

    -“Bey, sen gittiğinde ben hamileydim ve bir oğlumuz oldu. Bu genç senin oğlun” demiş..

    ALINTIDIR…

    Aslında bu nasihatleri hepimiz biliyoruz. Ama uygulayabilmemiz bazen çok güçleşiyor. Uygulamaya
    kalktığımızda da karşılığında iyi yada kötü bir bedel ödediğimiz gibi, bazen kaderimizden de güzel
    yaşanmışlıklar kazanıyoruz.

  8. cemre Says:

    çocuk ne yaşıyorsa onu öğrenir;

    Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,
    Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse,
    Kavga etmeyi öğrenir.

    Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,
    Sıkılıp, utanmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse,
    Kendini suçlamayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse,
    Sabırlı olmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse,
    Kendine güven duymayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,
    Takdir etmeyi öğrenir.

    Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,
    Adil olmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,
    İnançlı olmayı öğrenir.

    Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse,
    Kendini sevmeyi öğrenir.

    Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,
    Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

  9. cemre Says:

    Çok zaman önceydi.
    O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.

    İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
    Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
    Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
    Bir parçasına dün dedi,
    Diğer parçasına bugün,
    Öteki parçasına da yarın.
    Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
    Dünü düsünüp pişman oldu,
    Yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı
    tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
    Farkında olmadan rezil etti bu gününü.

    Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
    Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
    Bu günü eline yüzüne bulaştırdı… Mutsuz oldu insan.
    Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı;
    ama bugünü hiç yaşayamadı…!

  10. cemre Says:

    Bir kuş canlıyken karıncaları yer. Öldüğü zaman karıncalar kuşu yer. Zamanla birlikte durum her an değişebilir. Hayatta kimsenin canını yakma ve aşağılama. Şu an güçlü olabilirsin.
    Fakat unutma. Zaman senden daha güçlü!
    Bir ağaçtan milyon tane kibrit çöpü çıkar. Milyon ağacı yakmak için bir kibrit çöpü yeter.

  11. cemre Says:

    Toprakta Kimler Yatar:

    Hor bakma sen toprağa!
    Toprakta neler yatar.
    Hani bunca enbiya?
    Nice peygamberler yatar.

    Cennette buğday yiyen,
    Güzel elbise giyen,
    İlk insan benim diyen,
    Âdem Peygamber yatar.

    Karada gemi yapan,
    Gemiye hayvan sokan,
    Tufanda küfrü boğan,
    Nuh Peygamber yatar.

    Sırtında kum taşıyan,
    Gözyaşıyla yoğuran,
    Kâbe’ye temel atan,
    Halil Peygamber yatar.

    Vücuduna kurt düşen,
    Yine Hakk’a şükreden,
    Her belaya sabreden,
    Eyyüb Peygamber yatar.

    Hakk’ın emrini tutan,
    Kendini balık yutan,
    Balık karnında yatan,
    Yunus Peygamber yatar.

    Bir kuyuya atılan,
    Köle diye satılan,
    Mısır’a sultan olan,
    Yusuf Peygamber yatar.

    Yusuf’tan ayrı kalan,
    Kurtlarla dava kılan,
    Ağlayıp gözden olan,
    Yakup Peygamber yatar.

    Asayı ejder eden,
    Denizi yarıp giden,
    Firavun’u gark eden,
    Musa Peygamber yatar.

    Yunus, gözet edebi!
    Rabbimizin habibi,
    Dertlilerin tabibi,
    Alemlere rahmet,
    Ahmed Peygamber(s.av)yatar.

  12. amanınnnn

  13. Bir gireyim bakayım dedim ne var ne yok

  14. ahhh ahhh hey gidi günler.ne güzel zamanlarımız geçti.
    kimler geliyor meralimi gördüm .

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: